aksoy trademark patent.png

Türk Hukukunda Kötüniyetli Marka Başvuruları

Kötüniyetle yapılan marka başvuruları, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) m. 6/9’da nispi ret sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Buna göre, kötüniyetle yapılan başvurular üçüncü kişilerin itirazı üzerine Türk Patent ve Marka Kurumu (“Türk Patent”) tarafından reddedilir. Nispi ret sebepleri ve marka başvurusuna karşı itiraz süreci hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Ayrıca SMK m. 25’te markanın hükümsüzlüğü halleri düzenlenmiş olup hükümsüzlük sebepleri arasında kötüniyetle yapılmış marka tescillerine yer verilmiştir. Bu nedenle, kötüniyetle yapılmış tescilli markanın hükümsüzlüğü yetkili mahkemeden talep edilebilir. Hükümsüzlük davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Ancak, kötüniyet teşkil eden eylemler SMK’da açıkça sayılmamış olduğundan, kötüniyet kavramı varsayımsal kalmaktadır. Bu nedenle bu yazımızda, öncelikle Yargıtay’ın marka başvurularında kötüniyeti nasıl yorumladığına değinecek ve uygulamada karşılaşılan kötüniyetle yapılan markalara yer vereceğiz.


Yargıtay Yorumu

Kötüniyetle yapılan marka başvurusu, Yargıtay’ın kararlarında şu şekilde tanımlanmıştır:

Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir.”[1]

Yargıtay’ın ilgili tanımı, kötüniyetin nasıl tespit edilebileceği hususunda bir fikir vermektedir. Ancak, kötüniyetin varlığı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.


Marka Başvurularında Kötüniyete Neden Olan Bazı Durumlar

Yargıtay uygulamaları uyarınca, kötüniyetle yapılan marka başvurularına ilişkin bazı örnekler aşağıda verilmiştir. Ancak verilen örnekler sınırlı sayıda olmayıp, Yargıtay’ın yorumu kapsamına giren herhangi bir marka başvurusunun kötüniyet teşkil edebilmesi mümkündür.

  • Özgün Markaların Kopyalanması: Yargıtay kararlarına göre, yüksek ayırt edici niteliğe sahip özgün marka başvuruları, tesadüfen kelime veya şekillerin rastgele bir araya gelmesiyle oluşturulamaz. Bu şekilde yapılan marka başvuruları ya da tescilleri kötüniyet teşkil etmektedir. Yargıtay tarafından verilen bir kararda, davacının “LEXUS” isimli markasının tesadüfen seçilemeyecek şekilde özgün bir ibare olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle davalının “ANL CHOCO LEXUS” isimli markasının, davacının markasından haksız yarar sağlamak amacıyla yapıldığı ve kötüniyet teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.[2]

  • Tanınmış Markaların Kopyalanması: Yargıtay kararları uyarınca, piyasada yüksek tanınırlığa ulaşmış markaların güvenilirliğinden ve itibarından yararlanmak amacıyla marka başvurusu veya tesciline konu olan markaların tanınmış marka ile aynı veya çok benzer olması mutlak ret sebebi ve kötüniyet sayılır.[3]

  • Tekrar Markaları: Türk marka hukukunda düzenlenen ciddi kullanım yükümlülüğünün aşılması amacıyla başvuru sahibinin, kullanma niyeti olmaksızın bir önceki markasıyla birebir aynı olacak şekilde marka başvurusu yapması durumunda tekrar markaları ortaya çıkar.

  • Tuzak Markalar: Başvuru sahibi, marka başvurusunda bulunmak isteyen üçüncü kişilerden yüksek fiyatlar talep edip haksız kazanç sağlamak amacıyla marka başvurusu yapar. Başvuru sahibi yaptığı marka başvurusuyla, haksız kazanç sağlamak için karşı tarafı tuzağa düşürmektedir. Buna ek olarak, başvuru sahibinin hukuki yararı olmaksızın karşı taraftan tazminat almak için dava açması da gündeme gelmektedir.

  • Savunma Markaları: Marka sahibi, kullanma niyeti olmadığı mal ve hizmetler için asıl markasına benzer marka başvuruları yaparak asıl markasını korumayı amaçlar. Eğer marka sahibinin tek amacı üçüncü bir kişiye ait markanın tescilini engellemekse, bu durum kötüniyet teşkil edebilir.

  • Diğer Örnekler: Yüksek bir ayırt ediciliği veya özgünlüğü olmasa veya tanınmış marka niteliğinde olmasa dahi daha önceki bir marka başvurusunun, tescilli markanın ya da tescil edilmeksizin üçüncü bir kişi tarafından kullanılan markanın kopyalanması suretiyle yeni bir marka başvurusu yapılması, kötüniyet teşkil edebilir. Başka bir örnek ise marka sahibinin rızası veya haklı bir nedeni olmaksızın ticari temsilci adına marka başvurusunda bulunulması ya da tescil ettirilmesidir.

Kötüniyet iddialarında her zaman önemli olan husus, başvuru sahibinin niyetidir. Bu ise ancak ilgili marka ve taraflarla alakalı tüm hususların ortaya konarak, her somut olayın özelliğine yapılacak değerlendirme ile belirlenebilir.

Ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz:


Doğukan Berk Aksoy, LL.M.

Avukat | Marka Vekili | Patent Vekili

E: dogukan.aksoy@aksoy-ip.com

T: +90 312 969 09 63


Evren Fırat Göklü

Stajyer Avukat | Marka Vekili

E: firat.goklu@aksoy-ip.com


[1] Yargıtay 11. H.D., 12 Haziran 2013 tarihli ve 2011/11371 E, 2013/12306 K. sayılı kararı; Yargıtay HDGK, 16 Temmuz 2008 tarihli ve 2008/507 K. sayılı kararı.

[2] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18 Kasım 2019 tarihli 2019/359 E., 2019/7279 K.

[3] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16 Nisan 2012 tarihli 2010/15280 E., 2012/6156 K.

Recent Posts

See All

Türkiye’de PCT Ulusal Aşama Girişi PCT (Patent Cooperation Treaty – Patent İşbirliği Antlaşması) başvurusunun uluslararası aşamasının tamamlanmasından sonra, uluslararası patent başvurusunun (veya fay

Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Bu nedenle, marka sahibinin izni olmadan aynı veya benzer bir markanın kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturur. Tescilli markasına