Avrupa Patenti Validasyonlarına İlişkin Yargıtay Kararları Arasındaki Çelişki: Türkiye’de Hakların Yeniden Tesisi Gerçekten Hariç Tutulmuş Mudur?

Avrupa patenti validasyonlarında hakların yeniden tesisi gerçekten sona ermiş bir tartışma mı? Yargıtay’ın aynı konuda farklı sonuçlara ulaşan kararları, konunun hâlâ açık olduğunu gösteriyor olabilir. Bu yazımızda, kesinleşmiş kabul kararı ile son tarihli bozma kararlarını birlikte değerlendiriyor ve EPC Uygulama Yönetmeliği’nin 12. maddesinin gerçekten hakların yeniden tesisini dışlayıp dışlamadığını inceliyoruz.

Editör Notu (22.06.2026): Bu çalışma ilk olarak 28 Nisan 2026 tarihinde AIPPI Newsletter’da İngilizce olarak yayımlanmıştır. Aşağıdaki metin söz konusu çalışmanın Türkçe çevirisidir. Çeviri sırasında yalnızca terminolojik uyarlamalar yapılmıştır. Makalenin yayımlandığı tarihten sonra da konuya ilişkin tartışmalar devam etmiştir. Yazıda ifade edildiği üzere, Avrupa patenti validasyonlarında hakların yeniden tesisinin mümkün olduğu yönündeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2023 tarihli ve E. 2022/2917, K. 2023/6627 sayılı kararı kesinleşmiştir. Buna karşılık, hakların yeniden tesisinin mümkün olmadığı yönünde verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2025 tarihli ve E. 2024/2156, K. 2025/1875 sayılı kararı ile 25.06.2025 tarihli ve E. 2025/198, K. 2025/4499 sayılı kararı bozma niteliğinde olup, yazarın bilgisi dahilinde 22.06.2026 tarihi itibarıyla kesinleşmemiştir. Bu nedenle, Avrupa patenti validasyonlarında hakların yeniden tesisinin mümkün olmadığı yönünde yerleşik bir Yargıtay içtihadının bulunduğunu söylemek için henüz erken olduğu değerlendirilmektedir.

Avrupa Patent Ofisi (EPO) tarafından verilen Avrupa patentlerinin Türkiye’de geçerlilik kazanabilmesi için patent tarifnamesinin Türkçe çevirisinin sunulması suretiyle validasyon işleminin tamamlanması gerekmektedir. Avrupa Patent Sözleşmesi’nin (EPC) 65. maddesinin Türk hukukundaki uygulaması uyarınca, bu çevirinin Avrupa patentinin verildiğine ilişkin ilanın Avrupa Patent Bülteni’nde (B1 dokümanı) yayımlanmasından itibaren üç ay içerisinde sunulması gerekir. Temel mesele, bu validasyon süresinin kaçırılması halinde hakların yeniden tesisinin Türkiye’de mümkün olup olmadığıdır.

İdari Yaklaşım: Kategorik Bir Ret

Türk Patent ve Marka Kurumu (Türk Patent) Avrupa patenti validasyonlarına ilişkin dosyalarda yapılan hakların yeniden tesisi taleplerini, başvuru sahibinin gerekli tüm özeni gösterip göstermediğini incelemeksizin reddetmektedir. Kurumun yaklaşımı esas olarak Avrupa Patent Sözleşmesi’nin Türkiye’de Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 12. maddesine dayanmaktadır.

Madde 12’nin son fıkrası şu şekildedir:

Türkçe çevirinin, Enstitüye öngörülen süre içerisinde verilmemesi veya ücretinin ödenmemesi halinde, Avrupa patenti Türkiye’de başından beri geçersiz kabul edilir.”

Türk Patent’in yorumuna göre, validasyonun süresi içerisinde yapılmaması, Avrupa patentinin Türkiye’de hiçbir zaman ulusal statü kazanmaması sonucunu doğurmaktadır. Buna bağlı olarak Türkiye’de herhangi bir hak doğmuş sayılmadığından, yeniden tesis edilebilecek bir haktan da söz edilemez.

Yargıtay’ın Daha Önceki Kesinleşmiş Kararı: Hakların Yeniden Tesisinin Kabulü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20 Kasım 2023 tarihli kararında (E. 2022/2917, K. 2023/6627), Türk Patent’in ret kararını iptal eden mahkeme kararını onamış ve Avrupa patenti validasyonları bakımından hakların yeniden tesisinin mümkün olduğunu kabul etmiştir.

Dikkat çekici olan husus, Yargıtay’ın Uygulama Yönetmeliği’nin 12. maddesini belirleyici bir hüküm olarak değerlendirmemiş olmasıdır. Bunun yerine gerekçesini doğrudan kanuni bir düzenleme olan Sınai Mülkiyet Kanunu No. 6769’un 107. maddesine dayandırmış ve Avrupa patenti validasyonları bakımından hakların yeniden tesisinin mümkün olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu karar kesinleşmiştir.

Yakın Tarihli Bozma Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17 Mart 2025 tarihli kararında (E. 2024/2156, K. 2025/1875) farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Daire, ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve EPC’nin 122(6). maddesi ile Uygulama Yönetmeliği’nin 12. maddesine dayanarak hakların yeniden tesisinin Avrupa patenti validasyonları bakımından mümkün olmadığı görüşünü benimsemiştir.

Bu karar bir bozma kararıdır. Başka bir ifadeyle, ilk derece mahkemesi Yargıtay’ın gerekçesine uyabileceği gibi direnme kararı da verebilir. Bildiğimiz kadarıyla karar henüz kesinleşmemiştir.

Yönetmelik Madde 12 Gerçekten Hakların Yeniden Tesisini Hariç Tutuyor mu?

EPC’nin 122(6). maddesi genel olarak taraf devletlere hakların yeniden tesisine ilişkin düzenleme yapma imkânı tanıdığı şeklinde anlaşılmaktadır. Türk Patent’in ve Yargıtay’ın yakın tarihli bozma kararında benimsenen görüşe göre Türkiye bu takdir yetkisini Uygulama Yönetmeliği’nin 12. maddesi aracılığıyla kullanmıştır.

Ancak EPC’nin 122(6). maddesinin bu konuda ulusal takdir yetkisine izin verdiği kabul edilse dahi, belirleyici soru Uygulama Yönetmeliği’nin 12. maddesinin hakların yeniden tesisini açık ve net şekilde hariç tutup tutmadığıdır.

Madde 12, çevirinin süresinde sunulmaması halinde Avrupa patentinin Türkiye’de başından beri geçersiz kabul edileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte, hükümde hakların yeniden tesisinin uygulanamayacağına ilişkin açık bir ifade yer almamaktadır. Açık bir yasaklama söz konusu değildir.

Buna karşılık, aynı Yönetmelik’in 7. maddesi (EPC’nin 66. maddesine paralel olarak), Türkiye’nin seçildiği bir Avrupa patenti başvurusunun, başvuru tarihinden itibaren ve varsa rüçhan tarihiyle birlikte, ulusal bir Türk patent başvurusu ile eşdeğer kabul edileceğini düzenlemektedir.

Madde 7 ışığında ve Madde 12’nin sınırlayıcı işlevi bulunmaksızın değerlendirildiğinde, Türkiye’nin seçildiği bir Avrupa patenti başvurusu, başvuru sahibinin nihai olarak Türkiye’de validasyon yapmayı amaçlayıp amaçlamadığına bakılmaksızın, teorik olarak başvuru tarihinden itibaren herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın ulusal başvuru statüsünü koruyabilir.

Dolayısıyla Madde 12’nin farklı bir şekilde yorumlanması mümkündür. Bu hükmün temel amacının, validasyonu yapılmamış bir Avrupa patentinin Türkiye’de süresiz olarak derdest kalmasını ve hukuki sonuç doğurmaya devam etmesini önlemek olduğu ileri sürülebilir. Başka bir ifadeyle, Madde 12’nin Avrupa patenti validasyonlarında hakların yeniden tesisini hariç tutmak amacıyla düzenlenmediği en azından savunulabilir bir görüştür.

Bu sistematik yorum idari uygulamada da karşılığını bulmaktadır. Türk Patent kayıtlarında validasyon tarihi yalnızca bir belge sunum tarihi olarak kabul edilmektedir. Esas alınan tarih ise, Avrupa patenti başvurusunun EPO nezdindeki orijinal başvuru tarihidir. Benzer şekilde, kullanım beyanı gibi patent verildikten sonraki yükümlülüklerde de hesaplama Türk validasyon tarihine göre değil, Avrupa başvuru tarihine göre yapılmaktadır. Uygulamada validasyon, yeni bir ulusal başvuru yaratılmasından ziyade usuli bir işlem işlevi görmektedir.

Hakların yeniden tesisi kurumu, gerekli tüm özen gösterilmiş olmasına rağmen bir sürenin kaçırılması nedeniyle ortaya çıkan hukuki sonuçları gidermek amacıyla öngörülmüştür. Madde 12’nin, açık bir hüküm bulunmamasına rağmen bu imkânı tamamen ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanması, oldukça ağır bir sonuca yol açmaktadır.

Ayrıca hakların yeniden tesisini düzenleyen SMK m. 107 geniş kapsamlı bir şekilde kaleme alınmıştır ve Avrupa patenti validasyonlarını hariç tutan herhangi bir sınırlama içermemektedir. SMK m. 107’nin gerekçesi de EPC sistemine atıfta bulunmakta ve sınırlama değil uyumlaştırma iradesini yansıtmaktadır.

Bu çerçevede, Avrupa patenti validasyonlarının hakların yeniden tesisi kapsamı dışında bırakılabilmesi için açık ve net bir kanuni dayanak bulunması gerektiği ileri sürülebilir. SMK’da açık bir hüküm bulunmaksızın, böyle bir sınırlamanın ikincil nitelikteki bir yönetmelik hükmü aracılığıyla getirilmesi normlar hiyerarşisi bakımından bazı soruları gündeme getirmektedir.

Bu arka plan karşısında, Madde 12’nin hakların yeniden tesisini kategorik olarak dışladığı yönündeki yorum, hükmün lafzının ötesine geçen bir yorum olarak görünmektedir. Buna karşılık, Madde 12’nin yalnızca validasyonun takip edilmediği durumlarda süresiz derdestliği önlemeyi amaçladığı yönündeki alternatif yorum en az aynı ölçüde makul görünmektedir.

Son Değerlendirmeler

Yargıtay içtihadında ortaya çıkan mevcut farklılık, patent sahipleri açısından hukuki güvenliği doğrudan etkileyen bir tartışmayı yeniden gündeme taşımıştır.

Madde 12’nin gerçekten hakların yeniden tesisini hariç tutup tutmadığı veya böyle bir sonucun açık bir düzenleme yerine yorum yoluyla mı çıkarıldığı hususu ciddi bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Sorunun sistematik önemi dikkate alındığında, gerekirse içtihadı birleştirme yoluyla ortaya konulacak uyumlu bir yaklaşımın Türk patent sisteminde öngörülebilirlik ve tutarlılığa önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Katkıda bulunanlar: Doğukan Berk Aksoy (dogukan.aksoy@aksoy-ip.com)