Jan 19, 2019

Alacak ve Tazminat Talepli Fikri Mülkiyet Davalarına Zorunlu Arabuluculuk Şartı Geldi

Fikri mülkiyet davalarında alacak ve tazminat talepleri söz konusuysa, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak artık zorunlu hale geldi. Bu yazıda, bu uygulamanın kapsamı ve nasıl işleyeceğini inceliyoruz.

Giriş

1 Ocak 2019 tarihinde, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 5/A maddesinin yürürlüğe girmesi ile beraber, tutara bakılmaksızın, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan (alacak ve tazminat talepleri) ticari davalar için, arabuluculuk zorunlu hale, yani dava şartı haline gelmiş oldu. Başka bir ifade ile, bundan böyle, arabuluculuk müessesine başvurulmadan evvel bu davaların açılması halinde, bunların usulden reddi gerekecek.

Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki Fikri Mülkiyet Davaları

TTK’nın 4. maddesi fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarını ticari dava kapsamında saymaktadır. Bu sebeple, konusu bir miktar paranın ödenmesi (alacak ve tazminat talepleri) olması şartıyla, fikri mülkiyete ilişkin davalar için de arabuluculuğun bir dava şartı haline geldiğinin kabulü gerekir. Alacak ve tazminat talebinin sebebi, fikri mülkiyete ilişkin davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmaması hususunda dikkate alınmamaktadır; talebin sebebi, fikri mülkiyet hakkının ihlali, bir devir ya da lisans sözleşmesinde öngörülen ödeme yükümlülüğüne uyulmaması gibi herhangi bir sebepten kaynaklanabilir.

Ancak, parasal bir talep içermeyen, örneğin Türk Patent ve Marka Kurumu’nun nihai kararlarına karşı açılacak davalar ile, bir fikri mülkiyet hakkının hükümsüzlüğü veya iptali ya da yalnızca tecavüzün durdurulması talebi ile açılacak davalar, zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.

Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde görülen, üçüncü kişilerin başvurularına ya da Kurum kararlarına itiraz hususlarında da bugün için bir zorunlu arabuluculuk müessesesi öngörülmüş değildir.

Zorunlu Arabuluculuğa İlişkin Bazı Genel Notlar

Süre: Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Birden fazla istemli ya da terditli dava: Davacının taleplerinden bir tanesi, zorunlu arabuluculuk kapsamına giren hususlardan ise, dosya zorunlu arabuluculuğa tabi olacaktır.

Karşı dava: Eğer davalı, karşı dava açarsa ve karşı davanın konusunu zorunlu arabuluculuğa giren bir dava ise, dosyanın davacının talebi sebebiyle daha önce arabulucuya sunulup sunulmadığına bakılmaksızın, dosya zorunlu arabuluculuğa tabi olacaktır.

İhtiyati tedbir: İhtiyati tedbir, davadan önce ya da dava dilekçesi beraber talep edilebilir. Ancak, zorunlu arabuluculuğa tabi bir davada, ihtiyati tedbirin dava dilekçesi ile beraber talep edilmesi, arabuluculuk süreci nedeniyle borçlunun, açılması muhtemel davadan artık haberdar olması sebebiyle, tedbirden beklenen faydayı tehlikeye düşürebilir. Bu sebeple, ihtiyati tedbiri, arabuluculuk sürecine başlamadan talep etmek daha doğru bir yaklaşım olabilir. İhtiyati tedbiri takiben dava açma süresi, arabuluculuk süresince, işlemeyecektir.

Kapsam Dışında Bırakma

Arabuluculuğa tabi olmak istemeyen taraflar, uyuşmazlıktan önce ya da sonra tahkime gitmeyi kararlaştırabilirler. Fikri mülkiyet haklarının hükümsüzlüğü veya iptali gibi, kamu düzeninden sayılan ve bu sebeple, mahkemelerin münhasır yetkisinde olan uyuşmazlıklar hariç, Türk Hukuku’na göre tecavüz dahil fikri mülkiyete ilişkin uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğu kabul edilmektedir.


Bu yazıya katkıda bulunanlar: Doğukan Berk Aksoy (dogukan.aksoy@aksoy-ip.com)